Venezuela’da Maduro rekor düzeyde düşük katılımla yeniden seçildi

Alexander Fangmann
24 Mayıs 2018

Pazar günü, Venezuela’nın Ulusal Seçim Konseyi (CNE), 5,8 milyon oyla kullanılan oyların yaklaşık yüzde 68’ini alan Nicolás Maduro’nun ikinci kez devlet başkanlığını kazandığını duyurdu. Lara Eyaleti’nin eski valisi ve daha önce eski devlet başkanı Hugo Chavez’in destekleyicisi olan muhalefet adayı Henri Falcón ise 1,8 milyon oy aldı.

Maduro’nun büyük farkla zafer kazanmasına rağmen, seçimler, Venezuelalı işçilerin, siyasi sisteme yönelik kitlesel hoşnutsuzluğuna sahne oldu ki bu rekor düzeydeki düşük katılıma yansıdı. CNE’nin Başkanı Tibisay Lucena’ya göre, 20,5 milyon Venezuelalı seçmenden 8,6 milyonu (yüzde 46) oy kullandı. Bu oran, diktatörlüğün sona ermesinin ardından seçimlerin yeniden başlamasından beri en düşük katılıma işaret ediyor.

Gerçekten de, katılım, yüzde 80 seviyesinde olduğu 2013’teki son devlet başkanlığı seçiminden bu yana büyük ölçüde azalmış durumda. Maduro, Henrique Capríles’e karşı güçlükle bir zafer elde ettiği 2013’tekinden 1,5 milyon daha az oy aldı. Sağcı Demokratik Yuvarlak Masa Birliği (MUD) koalisyonunun çoğunluğunun seçimi boykot etmesi katılımdaki düşüşe kuşkusuz katkıda bulunmuş olsa da, daha önemli değişim, Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi’nin (PSUV) eski taraftarları arasındaki destekte yaşanan düşüştür.

Maduro’ya ve iktidardaki Chavezci (chavísta) PSUV’a yönelik desteğin tepetaklak olması şaşırtıcı değildir. IMF, bu yıl enflasyon oranının yüzde 13.000’e ulaşmasını bekliyor ki bu, güçlükle kavranabilecek kadar astronomik bir rakamdır. Bu rakam, şu anda ayda 1 milyon bolivar düzeyinde olan asgari ücrette yapılan bir artışa rağmen, kara borsadaki döviz kuruyla 2 dolardan az ediyor. Etin kilosu halihazırda 2 milyon bolivardan fazla iken, bir çift ayakkabı 10 milyon bolivarı aşabiliyor. Sağlık sistemi ise darmadağın durumda.

Venezuela’nın krizindeki önemli bir etmen, hem petrol fiyatlarında hem de petrol üretiminde yaşanan düşüştür. Petrol, Venezuela’nın ihracat gelirlerinin yüzde 95’inden fazlasına denk düştüğü için, petrol fiyatlarında 2014’te başlayan düşüş ithalatta bir gerilemeye yol açtı. Bu da, yaygın gıda, ilaç, tüketim malzemeleri, makine ve parça sıkıntısı ile sonuçlandı.

Devlete ait petrol şirketi PDVSA’nın petrol üretimi, geçtiğimiz yıl yüzde 28 azalarak, günde 1,4 milyon varile düştü. Bu, son 33 yıldaki en düşük rakam. Bir karşılaştırma yaparsak, Venezuela Ocak 2016’da günde 2,3 milyon; 2009 yılında ise günde 3 milyon varil üretiyordu. Haberlere göre, rafineler üçte bir kapasite ile çalışırken, işleyen petrol platformlarının sayısı yarı yarıya azalmış durumda.

Krize, bir de Uluslararası Ticaret Odası’nın (ICC) Nisan ayındaki bir hakem heyeti kararı eklendi. Heyet, PDVSA’nın, Venezuela hükümetinin 2007 yılında varlıklarını ulusallaştırdığı petrol devi ConocoPhillips’e 2 milyar dolar borçlu olduğuna karar verdi. Kararın ardından, Mayıs ayında, ConocoPhillips, PDVSA’nın varlıklarını dondurma ve sonunda ya onları devralma ya da onu 2 milyar dolar ödemeye zorlama yönünde baskı yapma amacıyla, Hollanda’nın Karayipler’deki Curaçao, Bonaire ve St. Eustatius adalarındaki mahkemelere başvurdu.

PDVSA’nın adalardaki varlıkları arasında, depo, aktarma merkezi, terminaller ve Curaçao’daki, stoklarını tükettiği bildirilen Isla rafinerisi bulunuyor. Karayipler’deki bu tesisler, hep birlikte, Venezuela’nın toplam petrol ihracatının yüzde 24’ünü karşılıyor ve Venezuela petrol gemileri için derin deniz limanlarına erişim sağlıyor. Petrol, bunların yokluğunda gidecek yer olmayacağı için Venezuela’da birikmeye başlayacak. Dahası, bu tesisler, Venezuela’nın çok ağır olan ham petrolünün arıtılmasında son derece önemli olan seyreltici ithalatında da kullanıyor.

Bunun dışında, Çin’den alınan 7 milyar dolarlık kredilerin süresi dolmuş durumda ki bu, Venezuela’nın bu ülkeye borcunu ödeyememesi ya da azalan üretiminin daha büyük bir kısmını borcu kapatmaya yönlendirmesi anlamına geliyor.

ABD emperyalizmi ise saldırmak üzere pusuda bekliyor. Pazartesi günü öğlen saatlerinde, Trump yönetimi, Caracas’ın nakit toplama yeteneğini sınırlayacak şekilde, Venezuela’nın alacakları dahil her türlü işlemi yasaklayan bir başkanlık kararnamesi yayınlayarak, Maduro hükümetine yönelik baskıyı yoğunlaştırmak üzere harekete geçti. Bu adım, Trump’ın geçtiğimiz yıl devreye soktuğu ve ABD yurttaşlarına ve bankalarına Venezuela hükümetinin ya da PDVSA’nın tahvillerini almayı yasaklayan kısıtlamaların ardından geliyor.

Bölgedeki ve tüm dünyadaki ABD müttefikleri, Falcón’un sözlerini tekrarlayıp seçim sonuçlarının meşruiyetini kabul etmeyi reddederek, ikiyüzlülüğün yeni düzeylerine ulaştılar. Falcón, “Biz, bu seçim sürecini geçerli saymıyoruz” ve “bizim için, ortada seçim yoktu. Venezuela’da yeni bir seçim olmalı.” demişti.

Hem ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence hem de Chavez’e yönelik 2002’deki darbe girişimi dahil bölge genelinde onlarca yıldır kanlı darbelere ve diktatörlüklere bulaşmış bir örgüt olan CIA’in eski başkanı, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, seçimin “düzmece” olduğunu belirtti.

ABD’nin, eski Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Şubat ayında yaptığı, Monroe Doktrini’nin “bugün, yazıldığı günkü kadar geçerli” olduğu açıklamasında örneklenmiş, giderek artan savaşçı tavrının temsil ettiği ciddi tehditlere karşın, Maduro, kendisinin işçi sınıfı hoşnutsuzluğunu yönetme becerisi açısından bir istikrar güvencesi olarak ABD emperyalizmine çağrıda bulundu.

Maduro, başkanlık sarayından yaptığı zafer konuşmasında, “Eğer imparatorluk [ABD’yi kastediyor] ya da bölgedeki sağcı hükümetler, bir gün, barış ve saygı içinde görüşmek isterse, ben her zaman diyaloğa açığım.” dedi ve ekledi: “İmparatorluğa şunu söylüyorum: Venezuela’nın ülkemizdeki ve bölgemizdeki toplumsal ve siyasal istikrarın güvencesi olduğunu anla. Venezuela ile uğraşmak ve onu istikrarsızlaştırmak büyük bir hatadır.”

İşçiler ve gençler, açık bir biçimde, chavísmo’nun yetersizliğinden sonuçlar çıkarıyorlar. Şimdi görev, Latin Amerika’daki sol ulusalcığın ihanetlerinin derslerini özümsemek ve Latin Amerika genelinde Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin şubelerinin inşasına başlamaktır.