Julian Assange’a yönelik yakın tehdit, küresel bir savunma hareketi gerekliliğini vurguluyor

Mike Head
25 Temmuz 2018

Güvenilir haberler, Ekvador hükümetinin, WikiLeaks’in editörü Julian Assange’a tanımış olduğu siyasi sığınmadan vazgeçmek ve muhtemelen birkaç gün içinde, onu Britanya polisine teslim etmek üzere olduğunu belirtiyor.

Haberler, ayrıca, Assange’ın, Britanya makamları tarafından belki iki yıl ya da daha fazla hapse atılacağını ve casusluk ve komplo suçlamalarından idam cezasıyla karşılaşabileceği ABD’ye iade edilmeyi bekleyeceğini ifade ediyor.

Bu gelişmeler, Assange’ın özgürlüğü ve tüm temel demokratik hakların savunusu için güçlü bir uluslararası işçi sınıfı hareketi uğruna mücadeleyi derinleştirme gerekliliğini vurgulamaktadır.

Assange’ın Ekvador’un Londra büyükelçiliğinden çıkarılması durumuna karşı, birçok ülkede acil protestolar örgütleniyor. Ayrıntılara buradan bakabilirsiniz. WSWS, bu tür gösterileri destekler ve okurlarını onlara katılmaya çağırır. Her durumda, bu tür eylemler, Assange’ı savunma ve internetteki eleştirel seslere ve bağımsız medyaya artan saldırıya ve sansüre karşı çıkma yönündeki uzun süreli bir kampanyanın başlangıcı olacaktır.

Ekvador Devlet Başkanı Lenín Moreno’nun bu hafta görünüşte 2018 Küresel Engellilik Zirvesi’nde bir konuşma yapmak için Londra’ya gerçekleştirdiği ziyaret, büyük olasılıkla, bir Avustralya yurttaşı olan Assange’ı hapse atmak için Ekvador, Britanya, ABD ve Avustralya hükümetlerinin dahil olduğu bir komplonun onaylanmasıdır.

WikiLeaks editörü, zaten, Ekvador büyükelçiliğinde kapana kısılmış bir şekilde altı yıldan uzun bir zaman geçirmiş ve 28 Mart’tan beri onun dış dünya ile tüm iletişimi kesilmiştir.

Assange, tek bir suçla bile suçlanmıyor. O, egemen seçkinler onun medya kuruluşunun hükümetlerin ve şirketlerin, özellikle de ABD’nin ve müttefiklerinin gerçekleştirdiği toplu gözetlemeyi, antidemokratik entrikaları ve savaş suçlarını ifşa etme yönündeki süregiden ve paha biçilmez çabalarından korktukları için hapsediliyor.

Assange’ı ve WikiLeaks’i susturma komplosu, BM’nin Keyfi Gözaltı Üzerine Çalışma Grubu’nun ve Amerikalar Arası İnsan Hakları Mahkemesi’nin onun korunması çağrısı yapan kararlarına küstahça karşı çıkılmasıyla yoğunlaştırılmıştır. Sığınma konusundaki uluslararası hukukun bu şekilde çiğnenmesi, egemen çevrelerin, özellikle işçi sınıfı mücadelesindeki uluslararası yükseliş ve ABD’nin başını çektiği ticaret savaşı ve savaş yönelimine yönelik derin halk muhalefeti koşullarında, WikiLeaks’in ve diğer ilerici web sitelerinin çalışmalarından duyduğu kaygıyı vurgulamaktadır.

Glenn Greenwald, 21 Temmuz’da Intercept’te yayınlanan bir makalede, şunları bildiriyordu: “Ekvador Dışişleri Bakanlığı’na ve Devlet Başkanlığı ofisine yakın, resmi olarak konuşmasına izin verilmemiş bir kaynak, Intercept’e, Moreno’nun, eğer zaten sonuçlandırmamışsa, önümüzdeki birkaç hafta içinde Assange’ı Britanya’ya teslim etme konusunda bir anlaşmayı sonuçlandırmaya yaklaştığını doğruladı. Assange’ın sığınmasını geri alma ve onu fiziksel olarak dışarı atma, bu hafta bile olabilir.”

Greenwald, Assange’ın avukatlarından biri olan Jennifer Robinson ile yaptığı bir görüşmeye dayanarak, Britanya ve ABD makamlarının Assange’ı yıllarca kilit altına tutmak için sahte yasal bir tertip hazırlıyor olduğunu açıkladı.

Assange’ın karşı karşıya olduğu ve resmi olarak ilan edilen tek cezai kovuşturma, 2012’deki “teslim olmama” gerekçeli tutuklama kararıdır. Bu hafif kefalet şartını ihlal suçlaması, Assange düzmece bir cinsel saldırı iddiaları “soruşturması”yla ve neredeyse kesin olarak ABD’ye gönderilmekle karşılaşacağı İsveç’e iade edilmeye karşı tüm yasal başvurularını tükettikten sonra Ekvador’dan sığınma alınca ortaya çıkmıştı.

Kefaleti ihlal suçlaması en fazla üç ay hapis getiriyor ve Assange’ın avukatları, bu sürenin, bir Britanya hapishanesinde zaten geçirilmiş olduğunu ve bunun, bu tür her mahkeme kararına karşı sayılması gerektiğini savunuyorlar. 2010’da, Assange, İsveç’te “sorular”a yanıt vermesi için çıkarılan Avrupa tutuklama kararına dayanılarak 10 gün hapse atılmış, ardından da 550 gün ev hapsinde tutulmuştu.

Ancak, Britanyalı savcılar, kefaleti ihlal gerekçeli ufak suçlamanın ötesinde, Assange’ın iddia edilen “teslim olmama”sının “mahkemeye hakaret” anlamına geldiğini iddia etmeyi umuyorlar. Bu, iki yıla kadar hapis cezası getiriyor. Bu daha uzun tutuklama Assange’ın susturulmasını genişletmekle kalmayacak; ABD makamlarına iade davalarını açmaları için bolca zaman verecek ki bu tek başına üç yıl sürebilir.

Bu yolla, Assange, ABD’ye gönderilmeden bile, herhangi bir suçtan hüküm giymek şöyle dursun, hiçbir şekilde suçlanmamasına karşın, on yıldan uzun bir süreyi hapiste ya da etkin tutukluluk haliyle geçirmiş olacak.

Ekvador’un Assange’ın siyasi sığınmasına son verme adımları, Obama’nın Beyaz Saray’ının Assange’ı ele geçirme entrikalarını arttıran Trump yönetiminin Moreno hükümetine yaptığı yoğun baskının ürünüdür. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, bu ayın başında, ülke yönetimini ABD’den ve mali piyasalardan destek görmek için keskin bir şekilde sağa kaydıran Moreno’dan taleplerini arttırmak için Ekvador’u ziyaret etti.

Trump yönetiminin Adalet Bakanı Jeff Sessions ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dahil önde gelen kişilikleri, Assange’ı tutuklanıp hapsedilmiş görme niyetlerini açıkça ilan ettiler. Sessions, geçtiğimiz yıl, Assange’ı yargılamanın ABD için bir “öncelik” olduğunu söylemiş; o zamanlar CIA müdürü olan Pompeo ise, WikiLeaks’i, “sıklıkla Rusya gibi devlet aktörlerince kışkırtılan devlet dışı bir düşman istihbarat servisi” olarak damgalamıştı.

Pompeo, ABD Anayasası’nın ifade özgürlüğünü güvence altına alan Birinci Değişikliği doğrultusunda Assange’a yönelik her türlü savunuyu kesin bir şekilde reddetmişti. O, WikiLeaks “Amerika’nın Birinci Anayasa Değişikliği özgürlükleri onları adaletten koruyormuş gibi davranıyordu … ama yanılıyorlar.” diyordu.

ABD’nin Assange’a karşı tehditleri, WikiLeaks’in büyük çaplı bir CIA belgeleri sızıntısını yayınlamaya başladığı Mart 2017’den sonra arttı. “Vault 7” dosyaları, CIA’in, ABD’deki ve dünya çapındaki milyonlarca insanın telefonlarını, bilgisayarlarını, hizmet sağlayıcılarını, akıllı televizyonları ve araç bilgisayar sistemlerini hekliyor olduğunu açığa vurdu.

Trump yönetiminin Assange’ı yargılama kararlılığı, Assange’a Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir piyonu olma iftirası atmak için ABD’deki Demokratik Parti’nin öncülük ettiği propaganda kampanyasının sahtekarlığını gözler önüne sermektedir. Güya Assange, Hillary Clinton’ın başkanlık yarışı hakkında açığa vurulan e-postaları yayınlayarak Trump’ın seçilmesine yardım etmiş.

Demokratik Parti Ulusal Komitesi, Assange’a ve WikiLeaks’e e-postaları yayınlamaktan dava açarak Birinci Değişikliği çoktan paramparça etmiştir. E-postalar, komitenin, Clinton adına, Bernie Sanders’ın 2016 başkanlık adaylığı kampanyasını baltalamaya çalıştığını ve Clinton’ın, Wall Street yatırımcılarına, kampanya gezisi sırasında verdiği sahte sözler ne olursa olsun, onların çıkarlarını koruyacağının güvencesini veren gizli konuşmalar yaptığını gösteriyordu.

İsveç makamları, Assange’a yönelik “soruşturma”larını, sonunda, Mayıs 2017’de düşürdüler ve dolayısıyla, ona karşı Avrupa Tutuklama Kararı’nı iptal ettiler. Ne var ki, Başbakan Theresa May hükümeti ve Britanya mahkemeleri, sözde kefalet şartlarına uymayıp kaçma gerekçesiyle, Assange’ı tutuklama kararlarını iptal etmeyi hala reddediyorlar.

Assange’ın karşı karşıya olduğu tehlike, 20 Temmuz’da, Britanya Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt ile bakanlık görüşmeleri yapmak için Britanya’da olan Avustralya Dışişleri Bakanı Julie Bishop’un yaptığı açıklamalarla vurgulandı. Hunt, Assange’ın “ciddi suçlamalar” ile karşı karşıya olduğu ve büyükelçilikten ayrılınca Britanya polisinden “sıcak bir karşılama” göreceği konusunda atıp tuttu.

Bishop ise, bunun “Britanya yasalarını uygulama makamları”nın meselesi olduğunu söyleyerek, gerçekte hükümetinin Assange’ın kötü durumundaki rolünü akladı. Onun kibirli açıklaması, Avustralya’daki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin, ünlü araştırmacı gazeteci John Pilger’ın desteğiyle, 17 Haziran’da Sidney’in Belediye Sarayı Meydanı’nda gerçekleştirdiği ve küresel ölçekte yayınlanan mitinge bir meydan okuma sinyali veriyordu. 17 Haziran mitingi, Avustralya hükümetinden, Assange’ın istemesi durumunda, ABD’ye iade edilmeyeceğine ilişkin güvencelerle birlikte, onun Avustralya’ya geri dönme hakkını güvence altına almasını talep etmişti.

Tüm bu deneyimlerin gösterdiği gibi, Assange’ın yazgısı kapitalist hükümetlere ve mahkemelere bırakılamaz. Dünyanın dört bir yanındaki işçileri ve gençleri, temel demokratik hakları savunma mücadelesinin son derece önemli bir parçası olarak, Assange’ın derhal serbest bırakılmasını talep etmeye çağırıyoruz. Uluslararası işçi sınıfının muazzam toplumsal gücü, Assange’a karşı egemen sınıfın arkasında hizaya geçen emperyalizm yanlısı partilerden, sendikalardan ve medya kuruluşlarından bağımsız bir şekilde, onu savunmak için harekete geçirilmelidir.