Nazilerden AfD’ye: Büyük sermaye, aşırı sağı finanse ediyor

Peter Schwarz
4 Aralık 2018

Der Spiegel dergisinin araştırmasına göre, aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif’in (AfD) ön plana çıkmasına, 88 yaşındaki milyarder August von Finck’ten gelen devasa mali yardımlarla olanak sağlandı. Finck’in aynı adı taşıyan babası, Adolf Hitler’i finanse etmiş ve “Aryanlaştırma” olarak bilinen süreçte Musevilerin mülklerine el koyma yoluyla bir servet yapmıştı.

Der Spiegel, AfD’nin kurulup geliştirilmesine harcanan birkaç milyon avronun, Finck’in iş ve finans imparatorluğundan geldiği sonucuna varıyor. 2013’te, Finck, 8,2 milyar dolarlık servetiyle, Forbes’in en zengin Almanlar listesinde 10. sıradaydı. Finck, vergi ödemekten kaçmak için, 1999’dan beri İsviçre’nin Weinfelden kentinde bulunan eski bir kalede yaşıyor.

Finck’in desteği, açık bağışlar biçiminde değil, daha çok paranın asıl kaynağını gizlemek için aracılar ve kuruluşlar üzerinden gerçekleşmiş. Örneğin, “Hukukun Üstünlüğü ve Temel Haklar Derneği” adlı bir kuruluş, AfD’ye oy vermeyi tavsiye eden en az 10 milyon avroluk poster kampanyalarını ve ücretsiz gazeteleri finanse etmiş. Araştırmasında İsviçreli haftalık dergi WOZ ile birlikte çalışan Der Spiegel, bu dernek ile Finck’in mal varlıklarından sorumlu olan 74 yaşındaki Ernst Knut Stahl arasındaki sıkı bağları açıkça gösteriyor.

Finck, 1990’ların başından beri, neoliberal ekonomi politikalarını ve ortak Avrupa para birimine muhalefeti savunan sağcı partileri destekliyor. O, 1990’larda, Hür Demokrat Partili (FDP) politikacı Manfred Brunner’in önderlik ettiği Hür Yurttaşlar Birliği’ne 4,3 milyon avro vermişti. Bu Birlik, AfD’nin önceli idi.

2003-2004’te, ismi açıklanmayan bir grup girişimci, Yurttaş Görenekleri Derneği’ne 6 milyon avro bağışladı. Şimdi AfD’de önde gelen bir kişi olan Beatrix von Storch, o dönemde derneğin yürütme organındaydı. Bu bağışın büyük kısmı Finck’ten gelmişti.

2009’da, Finck’in sahibi olduğu otel ve restoran grubu Mövenpick, Hür Demokrat Parti’ye 1,1 milyon avro bağışladı. Bundan kısa süre sonra, FDP, otel sektöründe, Mövenpick’in doğrudan yararlandığı bir KDV indirimini kabul ettirdi. “Mövenpick bağışı”, açık bir skandala dönüşmüştü.

Finck, AfD’yi başından beri destekliyor. AfD’nin iki kurucu üyesi, Bernd Lucke ve Olaf Henkel, Der Spiegel’e, Stahl ya da Finck ile şahsen bir araya geldiklerini itiraf ettiler. Hür Seçmenler’in başkanı ve şimdi Bavyera eyaletinin başbakan yardımcısı olan Hubert Aiwanger da, bu tür görüşmeler olduğunu doğruladı. Aiwanger, 2013’te kısa bir süre Lucke ile ittifak kurmuştu. Kuruluşundan sonra AfD’nin sözcüsü olan Dagmar Metzger, bu ilişkide son derece önemli bir rol oynadı. Metzger, Finck ve Stahl ile iletişimi sürdürürken, kendi kuruluşu Wordstatt üzerinden partiye para sağlıyordu.

Daha sonraki bir aşamada, AfD, harcamalarının büyük kısmını altın para ticaretiyle karşılamış. AfD, bu konuda, Finck’in, halkla ilişkiler kısmını Metzger’in idare ettiği Degussa şirketi tarafından desteklenmiş. Bundestag’ın (federal meclis), 2015 sonunda, partilerin kaynaklarını belirleyen yasalarda bir değişiklik yaparak bu altın para ticaretini kesmesinin ardından, Hukukun Üstünlüğü ve Temel Haklar Derneği AfD kampanyalarını finanse etme görevini devralmış ve milyonlarca avro sağlamış.

Der Spiegel’in haberi, bu gizli ve kısmen yasadışı finansmanın, AfD’nin yükselişinde büyük bir rol oynadığı sonucuna varıyor. Dergi, şunları belirtiyor: “Gri ya da kara para, federal cumhuriyetteki çoğu siyasi skandalın başlangıç noktasıdır. Yeni olan şu ki, AfD gibi bir parti, işe şüpheli finansman yardımıyla başlayıp, ardından Alman parlamentolarına girebiliyor.”

Bu tür finansmanlar federal cumhuriyet için belki yeni olsa da, Alman tarihinde kesinlikle örneklere sahiptir. Finck’s babası, August von Finck, daha iktidarı almaya çok uzaklarken Nazileri destekliyordu. O ve başka sanayiciler, 1931 yılının ortalarında, Berlin’deki Kaiserof Oteli’nde Hitler ile bir araya gelmiş ve ona, solcu bir ayaklanma olması durumunda 25 milyon Reichsmark sağlama sözü vermişlerdi. Bu rakam, bugün yaklaşık olarak 100 milyon avroya denktir. 20 Şubat 1933’te Hitler ile yapılan bir diğer gizli toplantıda, Finck ve diğer iş dünyası önderleri, yeni atanmış başbakana, yaklaşan seçim kampanyası için bugünün parasıyla 3 milyon avro sağlamışlardı.

August von Finck, Weimar Cumhuriyeti’nin en etkili iş dünyası ileri gelenlerinden biriydi. Onun babası, Wilhelm Finck, Merck Finck & Co. Bankası’nın, Allianz SE’nin, Munich Re’nin ve daha pek çok şirketin eş kurucusuydu. Wilhelm Finck, 1911’de, Bavyera soylular sınıfına yükseltilmişti.

August von Finck, Hitler’e verdiği desteğin karşılığını aldı. Finck, 1933’te NSDAP’ye (Nazi Partisi) katıldı; iş dünyasında ve politikada çok sayıda önde gelen konum elde etti. O, Musevi mülklerinin “Aryanlaştırılması”ndan çıkar sağladı ve Nazilerin Avusturya’yı ilhak etmesinin ardından, Viyanda’daki Musevi bankası S. M. v. Rothschild’i devraldı.

Finck, Nazi rejiminin çöküşünden sonra, bazı yöneticilik makamlarından geçici olarak çekilmek ve aile bankasını bir kayyıma teslim etmek zorunda kaldı. Ancak, Nazilerin suçlarıyla beraber arttırmış olduğu servetini tutmasına izin verildi. 1948’de, Nazilerin “dışarıdan destekçisi” olarak sınıflandırıldı. O, daha sonra, planlanmış bir toprak reformunu savuşturmaya ve mal varlığını büyütmeye odaklandı.

Finck’lerin serveti, bugün, ağırlıklı olarak, Almanya’daki en pahalı şehir olan Münih’teki devasa emlak mülklerine dayanıyor. Merck Finck & Co bankası 1990 yılında satıldı. Bunların dışında, oğul August, büyük şirketlerde, kısa aralıklarla alıp sattığı sayısız yatırıma sahip. Onun eskiden ya da hala ilişkili olduğu şirketler arasında, Münih Löwenbräu bira fabrikası, Mövenpick restoran zinciri, makine imalatçısı Von Roll, silah üreticisi Oerlikon-Bührle, inşaat şirketi Hochtief ve sayısız başka şirket var.

Finck, 2010 yılında, “Deutsche Gold und Silberscheideanstalt” (Degussa) marka adını 2 milyon avroya satın aldı ve AfD’yi destekleme planının parçası olarak altın ticaretine girdi. Degussa adı, Nazi rejiminin en kötü suçlarından bazılarıyla yakından ilişkilidir. Şirketin bir alt kuruluşu, Nazilerin toplama kamplarına Zyklon B gazı tedarik ediyordu. Bizzat Degussa, öldürülen Musevilerin dişlerinden çıkarılan altını eritiyordu.

Finck’in, tarihte insanlığa karşı işlenen en büyük suçların bir ürünü olan serveti, şimdi, bir kez daha, gitgide daha çok Nazi politikasını benimseyen bir partiyi desteklemek için kullanılıyor. Bu durum, Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin (WSWS) uzun zamandır yaptığı uyarının altını çizmektedir: Artan toplumsal gerilimler ve büyük güçler arasındaki çatışmalar ile karşı karşıya bulunan Alman egemen sınıfı, geçmişinin faşist ve militarist geleneklerine geri dönüyor.

AfD’nin mali kaynakları hakkındaki ifşaatlar, bu aşırı sağcı partinin bir tür taban hareketi olmadığını bir kez daha doğrulamaktadır. Neden Geri Döndüler? kitabının önsözünde belirtildiği gibi, aşırı sağın ortaya çıkması, “sadece, siyasi partilerden, medyadan, hükümetten ve devlet aygıtından” ve eklemek gerekir ki, mali aristokrasinin temsilcilerinden “aldıkları destek sayesindedir.”