SEP (Avustralya) toplantısında, Julian Assange’ı savunan mitingler düzenleneceği duyuruldu

Muhabirlerimizden
3 Ocak 2019

Sosyalist Eşitlik Partisi, geçtiğimiz Pazar günü düzenlenen toplantıda, önümüzdeki Mart ayında Sidney’de ve Melbourne’de, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ı savunan gösteriler örgütleyeceğini duyurdu.

Facebook’ta tüm dünyaya canlı yayınlanan Sidney toplantısındaki ana raporu sunan SEP’in ulusal sekreteri James Cogan, 3 Mart’ta Sidney’de ve 10 Mart’ta Melbourne’de düzenlenecek olan protestoların, işçiler ve gençler arasında Assange’a yönelik var olan yaygın desteği harekete geçirmeyi hedefleyeceğini belirtti.

Cogan, mitinglerin, WikiLeaks’in kurucusuna yönelik zulümde tüm Avustralya siyaset kurumunun rolünü teşhir edeceğini söyledi. Mitinglerde, Avustralya hükümetinin, Assange’ın ABD’ye iade edilmesine karşı bir güvenceyle Avustralya’ya geri dönmesini sağlamak üzere derhal adım atması talebi yinelenecek. ABD, bu gazeteci ve yayıncıyı, savaş suçlarını, yasadışı diplomatik entrikaları ve kitlelerin gözetlenmesini açığa vurmadaki rolü nedeniyle kovuşturmaya çabalıyor.

James Cogan’ın toplantıya sunduğu rapor

Cogan, şunları belirtti: “Julian’ın Mart ayından epey önce büyükelçilikten çıkmaya zorlanabileceği olasılığı göz önünde bulundurulduğunda, neden bu tarihleri seçtiğimizi sormak yerinde olur. Siyaset kurumunun, medyanın ve sendikaların bu konuda bir ölüm sessizliği sergileyeceğini ya da gösterilere aktif biçimde karşı çıkacağını öngördüğümüz koşullarda, bunun, gösterilere, işyerlerinde ve öğrenciler arasında en yaygın desteği toplamak için yeterli süreyi sağlayacağına inanıyoruz.”

O, Assange’ın özgürlüğü uğruna mücadelede bağımsız bir şekilde harekete geçirilmesi gereken toplumsal gücün işçi sınıfı olduğunu vurguladı.

İşçiler, öğrenciler, gençler ve emeklilerden oluşan bir dinleyici kitlesine hitap eden Cogan, SEP’in, Mayıs ayında gerçekleşmesi beklenen federal seçimlerde Senato ve Temsilciler Meclisi için adaylar çıkaracağını da ilan etti. SEP’in kampanyası, merkezi olarak, savaşa ve otoriter rejime dönüşe karşı çıkan sosyalist bir program uğruna mücadelenin parçası olarak, Assange’ın savunusunu yükseltecek.

Cogan, raporuna, Assange’ın, Ekvador hükümetinin baskıcı “özel protokol”üne karşı video yoluyla verdiği ifade sırasında çekilmiş bir görüntüsünü göstererek başladı. Bu protokol, onu Londra’daki büyükelçilikten çıkmaya ve Britanya’nın ve ABD’nin eline düşmeye zorlamak için ek baskı yaratmayı amaçlıyor.

Assange, herhangi bir siyasi yorum yapmasını yasaklayan ve zorunlu tıbbi muayeneleri şart koşan protokolün, kendisi için bir sağlık krizi oluşturacağı ya da onu büyükelçilikten çıkarmanın bahanesini sağlamak için kullanılacağı uyarısında bulunmuştu.

Cogan, Assange’ın görünüşünün, fiziksel ve psikolojik sağlığındaki kötüleşmeyi kanıtladığını söyledi.

Cogan, “Artık, Liberal-Ulusal Koalisyon’u, İşçi Partisi’ni, Yeşiller’i, Andrew Wilkie gibi parlamentodaki sözde bağımsızları, sendikaları ve düzen medyasını Julian Assange’a yönelik zulümle işbirliği yapmaktan mahkum etmek yeterli değildir. Açıkça söylemek gerekirse, onlar, başkalarının bir Avustralya yurttaşının, bir gazetecinin ve bir yayıncının ağır çekimde öldürülmesi olarak betimledikleri şeyle işbirliği yapıyorlar,” dedi.

Toplantıdan bir kesit

SEP’in ulusal sekreteri, dünyadaki en güçlü hükümetlerin Assange’a yönelik korkunç zulmü ile işçi sınıfının kitlesel bir toplumsal ve siyasi muhalefetinin yeniden ortaya çıkmasından duydukları yoğun korku arasındaki ilişkiyi özetledi.

Cogan, WikiLeaks’in 2010 yılında ABD’nin sızan diplomatik yazışmalarını yayınlamasının, dünya halklarına karşı kirli diplomatik komploları ifşa etmiş olduğunu açıkladı. Tunus’ta, hükümetin yolsuzluklarının teşhiri, Ocak 2011’de ülkenin onlarca yıllık yönetimini alaşağı eden devrimci ayaklanmaların tetiklenmesinde doğrudan rol oynamıştı. Amerikan dergisi Foreign Policy, kaygıyla, bunun ilk “WikiLeaks devrimi” olduğu uyarısında bulunmuştu.

Cogan, “Birkaç hafta içinde, Mısır işçi sınıfı, ABD destekli Mübarek rejimine karşı kitlesel grevlere girişti ve milyonlarca insan, siyasi değişim talebiyle sokaklara döküldü,” diye belirtti.

Cogan, Barack Obama’nın ABD yönetiminin ve onun Avustralya da dahil müttefiklerinin WikiLeaks’in ve Assange’ın peşine bu bağlamda düştüğünü ifade etti.

SEP önderi, demokratik hakların savunucularının, bu zulmü gerekçelendirmek için büyük güçlerin geliştirdiği ve şirket medyasının durmadan tekrarladığı iftiralara yanıt verebilmesinin gerekli olduğunu söyledi.

Bu iftiraların başında, Assange’ın “tecavüz”den arandığı ve İsveç’teki cinsel saldırı suçlamalarından kaçtığı iddiası geliyordu. Gerçekte ise, hiçbir zaman bir suçlama getirilmemişti. Cogan, İsveç’in sonunda 2017’de vazgeçilmiş olan soruşturmasının, “iğrenç bir siyasi komplo”nun tüm özelliklerine sahip olduğunu söyledi. Bu soruşturma, Britanya makamlarının emriyle, Assange’ın tutuklanıp WikiLeaks’in yayınlarından kovuşturmaya uğrayacağı ABD’ye iade edilmesine bir bahane sağlamak için sürdürülmüştü.

James Cogan

Cogan, Assange’ın, sözde ABD Başkanı Donald Trump’ın seçilmesinden sorumlu olan bir “Rus ajanı” olduğuna ilişkin yalanları da çürüttü.

Gerçekte ise, WikiLeaks, “Demokratik Parti Ulusal Komitesi’nin, kendine verdiği adla solcu aday Bernie Sanders’ın kampanyasını baltalayıp Hillary Clinton’ın partinin adaylığını kazanmasını sağlamak için çalıştığını” gösteren sızmış e-postaları, gerçek yararına yayınlamıştı. WikiLeaks, daha sonra, Clinton’ın, ABD’yi yöneten milyarder oligarklara nasıl destek sözü verdiğini ve 2011’de ABD’nin önderliğinde Libya’ya karşı girişilen savaşta olduğu gibi, militarist yeterlilikleriyle övündüğünü gösteren gizli konuşmalarını yayınladı.

Cogan, konuşmasına, WikiLeaks’e yönelik saldırıların, ifade özgürlüğünü bastırma ve internette muhalif görüşleri sansürleme yönündeki daha kapsamlı bir girişimin merkezi bir bileşeni olduğunu belirterek devam etti. 2017’de, Google, ABD ve diğer ülke hükümetlerinin işbirliğiyle, sosyalist, sol ve savaş karşıtı yayınlara (WSWS ve WikiLeaks dahil) yönelik internet trafiğini çarpıcı biçimde azaltan yeni bir algoritma uygulamaya koymuştu.

Benzer önlemler, Facebook, Twitter ve diğer sosyal medya platformları tarafından da uygulanıyordu. Cogan, bunun nedeninin, egemen seçkinlerin, işçi sınıfının dünya genelinde gelişen kitlesel mücadelelerinden duyduğu korku olduğunu açıkladı Bu mücadelelerin en son örneği, Fransa’daki “sarı yelekliler” gösterileriydi.

Cogan, egemen sınıfın, “işçi sınıfını bilgiden yoksun tutabilirse, işçi sınıfının sosyal ve demokratik hakları için mücadele etmeyeceği inancıyla, sıradan insanların eleştirel bilgiye ve alternatif bakış açısına erişmesini önlemek istediğini” belirtti.

SEP sözcüsü, bunun uluslararası bir olgu olduğunu vurguladı. Avustralyalı egemen seçkinler, Julian Assange’a yönelik zulümde merkezi bir rol oynuyordu. WikiLeaks’i bir suç örgütü olarak damgalayan ve ABD’nin Assange’ı hapse atma girişimlerine destek sözü veren, Yeşiller’in desteğini alan Julia Gillard’ın federal İşçi Partisi hükümeti idi. O zamandan beri gelen her hükümet, WikiLeaks’i ortadan kaldırma girişimlerini destekliyordu.

Bu ise, Avustralya siyaset kurumunun, ABD’nin “Asya’ya dönüş”üne, ABD’nin Çin’i hedef alan devasa askeri yığınağına verdiği destek ile ayrılmaz biçimde bağlantılıydı.

Bütün bir üst orta sınıf tabakanın ve sendikalar gibi örgütlerin Assange’ı terk etmesi, onların bu savaş hazırlıklarına verdikleri destek ile ilişkiliydi.

Cogan, şunları belirtti: “Avustralya’da ve tüm dünyada, ücretler, çalışma koşulları, konut, sağlık, eğitim, çevre üzerine ve savaş tehlikesine karşı gelişecek olan çok büyük mücadeleler, Julian Assange’ın Londra’daki Ekvador büyükelçiliğinden koşulsuz ayrılma hakkı talebini yükseltmelidir.”

Konuşmacı, SEP’in, gelişen bu hareket içinde, diktatörlüğe dönüşü durdurmanın ve yıkıcı savaş tehdidinin önüne geçmenin tek aracı olarak toplumun sosyalist temelde yeniden örgütlenmesi gerektiği konusunda ısrar edeceğini söyledi.

Bu raporu, canlı bir soru ve cevap bölümü izledi. Toplantıyı Sidney’de ve internet üzerinden takip eden dinleyiciler, Cogan’a, internet sansürünün teknik boyutlarını, İsveç’in Assange’a karşı iddiaları ve SEP’in İşçi Partisi, sendikalar ve işçi sınıfının karşı karşıya olduğu derinleşen toplumsal kriz konularındaki yaklaşımını ayrıntılandırmasını istediler.

Nick Beams

Tartışma bölümü sırasındaki katkılarda, SEP’in emektar önderi Nick Beams, sahte sol örgütler, bazı gazeteciler ve Yeşiller ile sendikalar gibi örgütler arasında Assange’a yönelik var olan düşmanlığın, “geçtiğimiz on yılda dünya genelinde gelişen, geniş, toplumsal bir sürecin” parçası olduğunu açıkladı.

Beams, üst orta sınıfın en varlıklı kesimlerinin, Tunus’ta ve Mısır’da dışavurulan ve kendi ayrıcalıklarına ve servetlerine yönelik bir tehdit olarak gördükleri işçi sınıfı mücadelesinin ortaya çıkışına muazzam bir sınıfsal korku ve düşmanlık ile tepki vermiş olduğunu belirtti. Onlar, emperyalist savaşa yönelik önceki sözde muhalefetlerinden vazgeçmiş; ABD’nin öncülüğündeki askeri müdahaleler ve interneti sansürleme kampanyası ile işbirliği içine girmişlerdi.

Toplantıya katılanlar, Assange’ı savunmak için düzenlenecek mitinglerden duydukları coşkuyu ve SEP’in seçim kampanyasına katılmaya duydukları ilgiyi dile getirdiler.