2019’da bilim ve toplumsal kriz

26 Ocak 2019

Yeni yılın ilk günlerinde, bir dizi bilimsel buluş, insanlığın dünyayı anlama ve bu bilgiyi modern yaşama bela olan birçok toplumsal hastalığı çözmek için kullanma muazzam kapasitesini gösteriyor:

* 1 Ocak’ta, NASA’nın New Horizons (Yeni Ufuklar) uzay aracı, Kuiper Kuşağı gök cismi Ultima Thule’ye alçak uçuş yaptı. Bu, New Horizons’un Plüton’dan sonra gözlemlediği ikinci astronomik cisimdi ve şimdiye kadar Dünya’dan fırlatılan robotik bir kaşif tarafından gözlemlenen en uzak asteroid idi. Keşif aracı tarafından gönderilen veriler, yüzlerce bilim insanından ve mühendisten oluşan uluslararası bir ekibin birleşik çalışmaları üzerinden, Güneş Sistemi’nin erken tarihini betimleyen araştırmaya bilgi vermeye başladı bile.

* 3 Ocak’ta, Çin Ulusal Uzay Yönetimi (CNSA), ay keşif misyonu Chang’e 4, Ay’ın uzak tarafına ilk yumuşak inişini yaptı ve gezgini Yutu-2’yi başarılı bir şekilde yerleştirdi. Araştırmanın bilimsel yükleri, Çin’deki, Almanya’daki, Hollanda’daki, Suudi Arabistan’daki ve İsveç’teki araştırmacılar ile ortaklaşa geliştirildi ve araştırma birlikte yönetiliyor. Chang’e 4, Dünya ve uzay aracı ile eşzamanlı iletişim kurabilmek için yerleştirilmiş olan aktarma uydusu aracılığıyla, Ay’ın daha az keşfedilmiş yarısının ilk yakın çekim görüntülerini gönderdi. Hem New Horizions hem Chang’e 4, şu anda Dünya’yı, Güneş’i, Ay’ı, Mars’ı, Venüs’ü, Jüpiter’i, asteroidleri, kuyruklu yıldızları ve hatta Güneş Sistemi’nin hemen dışındaki bölgeleri incelemekte olan düzinelerce uzay aracından ikisidir.

* 4 Ocak’ta, ABD Tarım Bakanlığı’ndan ve Illinois Üniversitesi’nden bitki bilimciler, fotosentezdeki bir “kusur”u düzelten, genetik yapısı değiştirilmiş bitkiler üretmenin mümkün olduğunu gösterdiler. Bu kusur, bazen, bitkilerin kendi içlerinde yok edilmesi gereken toksinler üretmelerine neden oluyor. Bu kusur olmadan yetişen ürünlerin verimlilikleri yüzde 40’a kadar artabiliyor ve bu, iklim değişikliğini azaltmaya ve dünyadaki açlığı ortadan kaldırmaya yardımcı olma potansiyeline sahip.

* 14 Ocak’ta, Chang’e 4’ü yöneten bilim insanları, Ay’da, bu cismin çok düşük kütle çekimi altında ve güneş ışınımıyla yıkandıktan sonra, yiyeceklerin ve giysilik ürünlerin başarılı bir şekilde çimlendiğini duyurdu. Pamuk, patates ve koza; hepsi, uzay aracının bilimsel yükünün parçası olarak fırlatılmış olan, kendini kendini devam ettiren minyatür, yapay bir ortam içinde yetiştirildi. Deneyin yaşam süresinin sonuna ulaştığı söylenmekle birlikte, bu, Ay’da, Mars’ta ve ötesinde insan yaşamını yerleşik kılıp sürdürme yönünde son derece önemli bir adımdı.

* Eş zamanlı olarak, makinenin öğrenmesi ve yapay zeka, modern yaşamın tıp, taşımacılık ve imalat dahil çeşitli yönleriyle gitgide daha bütünleşmiş hale geliyor. Bilgisayar bilimcileri, bu teknolojiyi kullanmak için sürekli olarak yeni yollar keşfediyor ve şimdiye dek hiçbir sınırla karşılaşmadılar. Bütün kentlerin enerjisi, istikrarlı bir şekilde, yapay zeka eliyle sağlanır hale geliyor. Sürücüsüz arabalar toplu kullanımın eşiğinde bulunuyor.

Bu ilerlemelerin her biri, yıpratıcı çalışma gereksinimini azaltma, evler, okullar ve hastaneler inşa etmek için gereken zamanı ve insan kaynaklarını büyük ölçüde azaltma, çiftçiliği ve taşımacılığı robotlaştırma ve tıptaki ve insan sağlığındaki atılımları geliştirme potansiyelini göstermektedir. Bunlar, ister geriliği ve dinsel önyargıyı geliştirme isterse postmodernizmi ve onun nesnel gerçeği reddetmesini pazarlama yoluyla olsun, günümüzde akıldışıcılığın durmadan yüceltilmesine verilmiş sert yanıtlardır.

Diğer taraftan, bu atılımlar, 2019’u haber veren toplumdaki benzer gelişmeler ile taban tabana zıtlık oluşturmaktadır:

* UNICEF’ten, Dünya Sağlık Örgütü’nden ve Dünya Bankası’ndan toplanan en son veriler, her dokuz kişiden birinin, yani 815 milyon insanın yetersiz beslenme ya da açlık ile karşı karşıya olduğunu ve her yıl 9,1 milyon insanın açlıktan öldüğünü gösteriyor. Bu rakamlar, açlık çeken 150 milyon ve her yıl açlıktan ölen 3,1 milyon çocuğu da kapsıyor.

* Şu anda, savaştan, zulümden ve baskıdan kaçan 68,5 milyon insan var. BM, iklim değişikliğinin sonucunda yerinden olmuş 210 milyon insanın daha olduğunu tahmin ediyor.

* Bütün ülkelerdeki siyaset kurumları, bir kez daha, faşist ve aşırı sağcı ideolojileri teşvik ediyor. Aşırı sağcı partiler İtalya’da, Avusturya’da, Brezilya’da, Polonya’da, Macaristan’da, Japonya’da, Finlandiya’da, Bulgaristan’da, Çek Cumhuriyeti’nde, Slovakya’da, Filipinler’de ve Yunanistan’da hükümetteler. Almanya İçin Alternatif (AfD) Alman meclisinin komisyonlarında memnuniyetle karşılanıyor ve bu partinin sığınmacı ve iç güvenlik politikaları Alman devleti tarafından benimsenmiş durumda. Fransa’da, Devlet Başkanı Macron, ülkenin II. Dünya Savaşı dönemindeki faşist diktatörü Mareşal Philippe Petain’i açıkça övüyor.

* ABD’de NASA, NOAA, NSF, USDA ve Ulusal Sağlık Enstitüleri’nde çalışan binlerce bilim insanı, şu anda, federal hükümetin kapanmasının bir sonucu olarak ücretsiz izne çıkarılmış durumda. Dünya’daki iklimi, tarımı ve halk sağlığını gözlemlemekte son derece önemli olan onlarca uzun dönemli deney gitgide bozuluyor. Bilimsel araştırma için bu felaket, hem Demokratların hem Cumhuriyetçilerin, modern teknolojideki son gelişmelerin (insansız hava araçlar ve sensörler dahil) Orta Amerika’daki ABD destekli baskıdan ve yoksulluktan kaçan çaresiz sığınmacılara karşı kullanılması gerektiği konusunda anlaştığı sırada gerçekleşiyor.

Bunlar, 21. yüzyıldaki yaşamın çelişkilerinin sadece birkaç örneğidir. Teknoloji, uzayın derinliklerini incelemek, küresel eşgüdümün daha yüksek biçimlerini geliştirmek ve kilit önemdeki biyolojik süreçlerin potansiyelini ortaya çıkarmak için kullanılırken bile, içeride ve dışarıda militarizmi, sansürü ve baskıyı arttırmak için kullanılıyor. Uzay keşfinde yapılan her ilerleme, uluslararası ölçekte artan militaristleşme ve büyüyen dünya savaşı tehlikesi ile iç içe geçiyor. Evreni incelemeyi amaçlayan her bir rokete karşılık, insanlığın bir kısmını ya da tamamını yok etmek için çok daha fazlası geliştirilip üretiliyor. Bitkisel ürün bilimi, altı kıtada açlık çeken on milyonlarca insanı beslemek için değil ama birkaç tarım holdinginin karlarını ve piyasa hakimiyetlerini arttırmak ve biyolojik ve kimyasal savaş geliştirmek için kullanılıyor.

Yapay zeka, özellikle kötü bir rol oynuyor. Amazon, Uber ve Lyft gibi şirketler, onu, giderek artan oranda, çalışanların her adımını takip etmek ve onları daha uzun süre ve daha sıkı çalışmaya zorlamak için kullanıyorlar. Otomasyon gitgide daha olağan hale gelirken, on binlerce iş yok edilecek. Ayrıca, yapay zeka, Google, Facebook ve diğer teknoloji şirketleri tarafından ABD ordusu ve istihbarat kurumları ile beraber solcu, kapitalizm karşıtı ve sosyalist yayınları sansürlemek, göçmenleri yüz tanımayla takip edip yakalamak, neredeyse her insanı gözetlemek ve giderek büyüyen bir ölçekte dünya halklarına karşı savaş açmak için kullanılıyor.

ABD egemen seçkinlerinin her iki hizibi de bilimle savaş halinde. Trump ve Cumhuriyetçiler, iklim değişikliğini inkar ediyor ve açıkça dinsel gericiliği teşvik ediyorlar. Resmi liberalizm ve akademik çevre, özellikle işçi sınıfının devrimci rolünü yadsıyacak şekilde her türlü nesnel gerçek fikrini ve bilimin insan düşüncesine, topluma ve kültüre uygulanmasını reddeden postmodernistlerin esiri konumunda.

Buna karşılık, Marksistler, bilimin topluma; özellikle de insanlığın şu anda içine hapsolmuş olduğu sosyoekonomik yapılara uygulanabileceği ve uygulanması gerektiği konusunda ısrar etmektedir. Bu, şirket seçkinlerinin ideolojik egemenliğine karşı koymak ve gelişen olayları geçerli sınıfsal güçler açısından incelemek anlamına gelmektedir. Bu ise, devrimci politikası nesnel gerçeğin ve sınıfsal çıkarların çözümlenmesine dayanan Marksizmi incelemeye girişmek ve gezegendeki tek ilerici, devrimci ve uluslararası toplumsal güç olan işçi sınıfına yönelmek demektir.

İşçi sınıfı, insanlığa, kapitalizme içkin olan savaşa, yoksulluğa ve toplumsal sefalete karşı bir alternatif sunmaktadır. Eğitimcilerin, devam eden Los Angeles öğretmenler grevinde, yalnızca daha iyi ücretler ve daha az nüfuslu sınıflar talep etmekle kalmayıp, kamusal eğitimin içini boşaltmaya kararlı bir kapitalist oligarşiye karşı kamusal eğitimi savunuyor olmaları takdire değerdir. Egemen seçkinler toplumu geriye sürüklerken, işçi sınıfı, sosyalizm uğruna mücadele biçiminde, ileriye giden bir yol sunuyor.

İnsanlığın muazzam bilimsel ve teknolojik başarıları, yalnızca sosyalist bir toplumda, sınıfsal sömürüyü dayatma ve savaş sopaları olmaktan çıkarılıp bütün insanlar için gönençli ve tatmin edici bir yaşamı güvence altına almanın araçlarına dönüştürülebilir.

Bryan Dyne