Bernie Sanders “bazı savaşlar gereklidir” diyor

Tom Hall
19 Şubat 2020

Trump yönetiminin İranlı generali öldürerek ABD’yi savaşın eşiğine getirmesinden beri, Senatör Bernie Sanders, Trump yönetiminin pervasızlığını kınadığı ve İran’la savaşa karşı çıktığı açıklamalar yapıyor.

Sanders, başkanlık kampanyasının sosyal medya hesaplarındaki yoğun faaliyete ek olarak sohbet programlarını geziyor. Bunlara CBS’teki “Late Show”, NBC’deki “Today Show” ve devlet radyosuna verdiği bir röportaj dahil.

Bernie Sanders

Buna, sahte sol ve sol liberal yayınların Sanders’ı başkanlık seçimlerindeki “savaş karşıtı” tek aday olarak sistematik biçimde parlatmaları eşlik ediyor. Jacobin dergisindeki tipik başlıklardan biri “Trump Bizi İran ile Savaşa Sürüklüyor. Onu Durduracak Aday Bernie” iken, Nation dergisindeki başlık “Bernie Sanders Savaş Karşıtı Adaydır” şeklinde.

Birçok insan doğal olarak Sanders’ın sözde “demokratik sosyalizm”inin aynı zamanda bu 78 yaşındaki senatörün bir emperyalist savaş karşıtı olduğu anlamına geldiğini varsayıyor. Ama gerçekte Sanders, Kongre’ye ilk kez girdiği 1991’den beri savaşı destekleme ve Amerikan emperyalizminin yağmacı çıkarlarını savunma yönünde uzun bir sicile sahiptir.

Sanders, 8 Ocak’ta Ulusal Devlet Radyosu’na (NPR) verdiği röportaj sırasında siyasi olarak teşhir edici şu ifadeleri kullandı:

“Ülkeleri bir araya getirmek, dünya genelinde gördüğümüz korkunç türde çatışmalara son vermek, insanların birbirlerini vurması ya da bombalaması yerine oturup tartışabildiği uluslararası kurumları güçlendirmek için, sopa ve havuç aracılığıyla servetimizi ve kaynaklarımızı kullanmalıyız.”

Yalın bir dille bu, Sanders’ın ABD’nin egemen olduğu bir uluslararası jeopolitik düzeni muhafaza etmek için diplomatik baskı ile birlikte askeri güç kullanmayı desteklediği anlamına gelmektedir.

Sanders devamında hızla şunları ekliyordu: “Ben bir pasifist değilim. Savaşın gerekli olabileceği zamanlar vardır. Fakat benim kuşağım için büyük bir felaket olan Vietnam Savaşı’na karşı çıkmış genç biri olarak, genç kuşağımız için büyük bir felaket olan Irak savaşına karşı gösterilen çabalara önderlik etmeye yardımcı olmuş biri olarak inanıyorum ki, uluslararası çatışmayı ebedi savaşı sürdürerek değil, diplomasi yoluyla, görüşmeler yoluyla çözebilmek için elimden geleni yapacağım. Artık yeter.”

Sanders “gerekli savaşlar” ile iflas etmiş toplumsal düzenlere karşı halk devrimlerini ya da sömürge halklarının imparatorluklara karşı isyan etmesini değil; Amerikan emperyalizminin çıkarlarını ilerletmek için “gerekli” savaşları kastediyor.

Sanders’ın sicili, onun neleri “gerekli savaşlar” olarak gördüğünü göstermektedir. ABD’nin 1993’te Somali iç savaşına müdahalesi buna dahildir. O zaman Washington, ABD kuklası bir rejimin kurulmasına karşı çıkan hizipleri ortadan kaldırmak için bu yoksul ama stratejik bir konuma sahip Afrika ülkesine Army Rangers ve Delta Force gibi özel kuvvetlerden ölüm mangaları göndermişti. Sanders’ın bir diğer “gerekli savaşı”, 1999’da Kosovalıların etnik olarak temizlenmesi tehlikesini durdurma bahanesiyle başlatılan, NATO’nun Sırbistan’a karşı hava savaşıdır.

2001’de Sanders Afganistan’ın istila edilmesi lehine sağlanan neredeyse oybirliğine katılmıştı. Bugün Sanders —artık yirmi yıla yaklaşan bu savaş halk tarafından desteklenmediği için— işine geldiği gibi, savaş lehine verdiği oyun bir “hata” olduğunu söylüyor. Fakat Suriye’deki vekil savaşı dahil olmak üzere ABD’nin Ortadoğu’daki savaşlarını onaylamayı sürdürüyor.

Sanders İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını ve ABD’nin desteğinin mümkün kıldığı emperyalist savaş suçlarını da desteklemiştir. Sanders, 2014’teki bir halk toplantısında, Filistin halkına karşı korkunç suçlar işlediği sırada İsrail’e destek vermesine karşı çıkan savaş karşıtı bir protestocuyu bağırarak susturmaya çalışmıştı.

Dahası Sanders, sözüm ona “terörle mücadele” doğrultusunda suikasta ve “şüphelilerin örtülü iadesi”ne başvurulmasına açıkça desteğini ifade etmiştir. 2015’te kendisine olası bir Sanders yönetiminde terörle mücadele politikalarının insansız hava araçlarını ve özel kuvvetleri içerip içermeyeceği sorulduğunda, “tüm bunları ve daha fazlasını” desteklediği yanıtını vermişti. NPR ile röportajında Sanders, Irak’tan kara birliklerini çektikten sonra özel harekat kuvvetlerini orada bırakıp bırakmayacağı sorusuna yanıt vermekten kaçındı.

Sanders, 2002’de Irak Savaşı’na karşı oy vermesinde olduğu gibi askeri çatışmaya karşı oy verdiğinde bunu Kongre’deki Demokratların çoğunluğu ile birlikte yapmıştı. Ancak bu Sanders’ın Irak istilasını izleyen yıllarda kabul edilen devasa askeri harcama tasarılarına tekrar tekrar oy vermesini engellemedi. Sanders Irak Savaşı’nı defalarca bir “felaket” ya da bir dış politika bozgunu olarak nitelemiş fakat hiçbir zaman sorumlularının yargılanması gereken bir savaş suçu olduğunu söylememiştir.

Sanders’ın savaşa desteği, Çin ile ticaret savaşına çoktandır devam eden desteğiyle yakından bağlantılıdır. Bu, bir nükleer güçle ve dünyanın en kalabalık ülkesiyle savaş çıkarma tehlikesini gündeme getiren bir yaklaşımdır. Doğrusu Sanders’ın Kongre’de sunduğu ilk yasa tasarısı, Nancy Pelosi ile birlikte sundukları, Çin ile olumlu ticari ilişkilere karşı çıkan bir tasarıydı. Trump’ın seçilmesinden bu yana Sanders, Trump’ın Çin’le ticaret savaşı önlemlerine destek verme ile Çin’le yeterince çatışmadıkları gerekçesiyle Trump’ı ve hatta Demokratik Partili arkadaşlarını eleştirme arasında gidip geliyor.

Bu sicil Sanders’ın kendi destekçileri arasında bile genel olarak bilinmemektedir. Bunun nedeni, asıl olarak, Sanders’ın –gerçek sicilini gizlemek ve savaşa yönelik halk muhalefetinin gözünü boyamak için tasarlanmış nadir rastlanan sözlü muhalefet şovları dışında– kariyeri boyunca dış politika konusunda kamuoyu önünde kasıtlı bir sessizlik sürdürmüş olmasıdır.

Oysa Sanders’ın ABD emperyalizmine verdiği destek, onun sözde “demokratik sosyalizm”inin bir sahtekarlık olduğunu ifşa etmektedir; zira dışarıda mali oligarşi adına yürütülen savaşları desteklerken içeride aynı oligarşinin politikalarına karşı çıkmak mümkün değildir. Sanders’ın Amerikan kapitalist sınıfının dünya egemenliğini koruma amacı doğrultusunda çeyrek yüzyıldır sürdürdüğü savaşa verdiği destek, onun sol tınılı retoriğinin altında kapitalizm yanlısı bir politikacının bulunduğunun en açık kanıtıdır.

Sanders, Demokratik Parti’nin başlıca figürlerinden biri olarak ortaya çıktığı 2016 ön seçimlerinden sonra, 2017’de yaptığı ana konuşmadan itibaren dış politika konusunda daha sık ve uzun açıklamalar yapmak zorunda kalmıştır.

Sanders, Churchill’in 1946’daki ünlü “Demir Perde” konuşması ile aynı yerde yaptığı bu konuşmada, “demokrasi” ve “insani müdahale” savaşlarına desteğini ilan ediyor ve Demokratik Parti’nin Rusya’ya ve Suriye’ye karşı savaş kışkırtıcılığına destek sözü veriyordu. Sanders, yer seçimiyle, Kore ve Vietnam savaşlarının mimarları olan başkanlar Harry Truman ile Lyndon Johnson’ı övmesiyle, Soğu Savaş döneminin komünizm karşıtlığı pelerinine bürünüyor ve egemen sınıfa çıkarlarının güvenilir bir savunucusu olabileceği mesajını veriyordu.

Sanders, Trump’ın İran’a karşı savaş yönelimini eleştirirken halkın savaşa yönelik derin nefretini değil, Demokratik Parti’nin taktiksel kaygılarını dile getiriyor. Bu, özünde savaş yanlısı bir muhalefettir. Bu muhalefetin başlıca kaygısı, Trump’ın General Kasım Süleymani’yi öldürürken, hem Ortadoğu’daki askeri konuşlanma hem de Amerikan kamuoyunun böylesi bir savaşın devasa maddi bedeli ve insani zayiatı açısından, İran’la savaşa yeterince hazırlık yapmadan aceleci davrandığıdır.

Dahası Demokratik Parti, İran’la yapılacak bir savaşın –Amerikan emperyalizminin daha acil düşmanı olarak gördüğü– Rusya’ya karşı konuşlandırılabilecek olan yüz binlerce Amerikan askerini bloke edeceğinden kaygı duymaktadır. Demokratik Parti’nin Trump’tan Obama’nın Rusya’ya karşı askeri yığınağını sürdürmesi talebi, Trump’ı azletme ve onu Putin’in bir yardakçısı olarak damgalama kampanyasının merkezinde yer almakta; Sanders da bu kampanyayı desteklemektedir.

Kongre’deki Demokratlar, sadece bir ay önce, Trump’ı görevi kötüye kullanmakla suçlama oylamasının ortasında, Trump’a tarihteki en büyük askeri bütçelerden biri olan 738 milyar dolarlık bir askeri bütçe sağlayacak şekilde oy verdiler. Temsilciler Meclisi’nde, Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) çizgisindeki Kongre üyeleri “ekibi”, geçmesi zaten kesinleştirilmiş olan bir bütçe aleyhine bir değeri olmayan oylar vererek kendilerini savaş karşıtı gibi göstermeye çalıştılar. Sanders ise Senato’da bir karşı çıkma şovu yapma gereği bile duymadan çekimser kalmayı tercih etti.

Kendisini önde gelen bir savaş karşıtı olarak sunan Sanders, savaşa karşı çıkan ve Ortadoğu’daki yeni bir savaşın hem içeride hem dışarıda yaratacağı yıkıcı sonuçlardan derin kaygı duyan on milyonlarca işçiye ve gence dikkatle hazırlanmış bir siyasi tuzak kuruyor.

Bu, Sanders’ın 2016 ön seçimlerinde oynadığı rolün bir tekrarıdır. 2016’da işçilerin ve gençlerin yoksulluğa, eşitsizliğe ve savaşa karşı sosyalizme hızlı ve giderek artan bir ilginin harekete geçirdiği kitlesel muhalefetini kapana kıstırılıp yanlış yönlendirilebileceği Demokratik Parti’nin arkasına akıtmak için aday olmuştu.

Sanders’ın bir savaş yanlısı ve Wall Street maşası olarak yaygın biçimde nefret edilen Hillary Clinton’a verdiği seçim desteği, işçilere tüm siyasi yapıya yönelik muhalefetlerini göstermelerinin başka bir yolunun bırakılmadığı koşullarda, Trump’ın sağcı popülüzmi aracılığıyla bu muhalefetin bir kısmını ele geçirme olanağı verdi.

Gerçekten savaş karşıtı bir hareketin, tüm kapitalist partilere ve onların siyasi savunucularına tam muhalefet içinde işçi sınıfına ve savaşın kaynağı olan kapitalist sistemi ortadan kaldırarak savaşa son vermeyi amaçlayan gerçek sosyalizme dayanması gerekmektedir.

11 Ocak 2020